Lojistik faaliyetlerinde uygulanan müşteri hizmetleri stratejisinin beş farklı bileşeni bulunmaktadır.

1-  Bağımlılık: Satınalma sürecinin ana alanıyla iliskili oldugundan müşteri bakımından en önemli konudur. Müşterinin her talebinde ürüne ulaşması, zamanında teslim, doğru sipariş alımı, hesapların düzgün tutulması bağımlılığı oluşturan faktörlerdendir.

2-  Zamanındalık: Müşteri talebinin karşılanma süresidir. Zamanında ve düzenli teslimat ürünün taşıma süresinden çok daha önemlidir.

3-  Uygunluk-elverişlilik: Sipariş verme, teslim alma ve teslimat saatleri, satışla ilgili aramaların sıklığı, teknik yardım ve satıs sonrası hizmetlerle ilgilidir.

4-  İletişim: Lojistik faaliyetine konu yükün izlenmesi, müşteri taleplerine cevap verilmesi, faturalama ve bilgi yönetimiyle ilgilidir.

5-  Dürüstlük: İşletmenin müşterilerine verdiği sözleri tutmasıyla ilgilidir.

6-  Hizmet Kalitesi: Müsteri iliskileri servisinin kalitesinin sürekliligi çok önemlidir.

1.1.1.  Nakliye

Nakliye; ürünün bir yerden başkabir yere aktarılmasıdır.Nakliye fonksiyonu ile tüketici ihtiyaçlarının sağlanması amacı ile üretilen çıktının ihtiyaç duyulan yerlere zamanındaulaştırılmasıdır.Nakliye faaliyeti içerisinde, sadece çıktının bir yerden bir yere taşınması değil, aynı zamanda bu faaliyetin en doğru şekilde, en hızlı, en güvenli ve en ekonomik yöntem ile gerçekleştirilerek, uluslararası iktisadi ve sosyal gelişmede lokomotif güç olma niteliğinin yerine getirilmesi yer almaktadır. (Koban,2007;93)

1.1.2.  Malzeme ve Envanter Yönetimi

Malzeme yönetimi; malzemelerin satın alınması, üretim sistemi içindeki kullanımı, hammadde, yarı mamul, ürün, stoklarının kontrolü ve yöntemi gibi bir süreci kapsamaktadır.

Malzeme Yönetimi dört farklı temel aktiviteyi kapsamaktadır. (Stock ve Lambert, 2001; 56)

§  Malzeme ihtiyacının tahmini

§  Malzemenin temini

§  Malzemelerin işletmeye taşınması

§  Stok durumunun izlenmesi

Envanter fonksiyonu; ürünlerin üretilmesi sürecinde, üretilen ürünün bilşenlerinin işletmede bulundurulması faaliyetidir.Artan ürün çeşitliliği ve talep artışı doğrultusunda işletmelerin envanter yönetimi faaliyetleri büyük önem kazanmıştır.(Keskin,2006;20)

1.1.3.  Sipariş Yönetimi

Sipariş yönetimi fonksiyonu, tüketicilerden gelen sipariş taleplerinin, müşteri isteklerini yansıtacak ölçüde müşteriye teslim edilmesidir.Bu nedenle sipariş yönetimi süreci doğru yöntemlerle yönetilmelidir.Lojistik yönetimi kavramı özünde, zaten gelen siparişin yönetimi sürecini içermektedir.Sipariş yönetimi kavramı ise müşteri memnuniyetinin sağlanması amacıyla, sipariş sürecinin aşamalarının eksiksiz tamamlanması faaliyetlerini kapsamaktadır.

Günümüzün işsüreçleri karmaşık ve kapsamlı bir yapıda olduğundan etkin bir sipariş yönetimi uygulanması içinuygun iletişim sistemleri ve bilgi işlem yönetimi gereklidir. Sipariş sürecinin etkin yönetimi, maliyetleri ve müşteri tatminini doğrudan etkileyeceğinden, işletmenin başarısı ve organizasyonetkinligi üzerinde rol oynayan en önemli süreçlerden birisi sipariş yönetimi sürecidir.Siparişyönetiminin fonksiyonları aşağıda görülmektedir. (Coyle ve diğ., 2003):

§  Siparişin alınması

§  Siparişin sisteme girilmesi

§  Siparişin doğruluğunun test edilmesi

§  Kredi durumuna bakılması

§  Stokta ürün mevcudiyetine bakılması

§  Alınan siparişin hazırlanması

§  Alınan siparişin modifiye edilmesi

§  Alınan siparişin askıya alınması

§  Siparişin fiyatının ve promosyon durumunun gözden geçirilmesi

§  Siparişin yükleme noktasının belirlenmesi

§  Siparişin dokümanların hazırlanması

§  Yüklemenin gerçekleştirilmesi

§  Siparişin son durumu hakkında bilgi süreci

§  Sevkiyatın gerçekleşmesi

§  Hizmet seviyesinin ölçülmesi

§  Hizmetin kalitesinin ölçülmesi

§  Sürekli gelişimin sağlanması

§  İzinlerin alınması

Sipariş yönetimi doğrudan müşteri hizmet düzeyini etkileyen bir unsur olduğundan yöneticilerinönem vermeleri gereken bir konudur.Sipariş yönetimi sipariş çevrim süresi ve yöntemlerinin, müşteri bilgi işlem sistemleriyle otomasyonun dalojistik sistemi ve aynı zamanda müsteri hizmet düzeyi üzerinde doğrudan etkisibulunmaktadır.

1.1.4.  Depolama ve Antrepo İşlemleri

Depolama fonksiyonu, ürün bileşenlerinin veya ürünün kendisinin, teslimata kadarbelirli bir sure için bekletildiği işletme bünyesinde bulunan saklama yerleridir.

Antrepolar ise, ürünlerin miktar, kalite ve özelliklerinin incelenip, kıymet tespitinin yapıldığı ve uygun şartlarda korunmalarının gerçekleştirildiği, gümrüklü sahalarda kurulan, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinde belirtilen özellikleri taşıyan yerler olarak uluslararası lojistik iş akışında ara noktalardan biridir. (Çancı ve Erdal,2009;48)

1.1.5.  Talep Planlama

Talep yönetimi fonksiyonu; müşterilerden gelen taleplerin yönetilmesi sürecidir.Bu fonksiyon ile talebin maksimum düzeyde karşılanması hedeflenmekte, gecikme gibi durumların yaratacağı ek maliyetlerden kurtulunması planlanmaktadır.

Talep tahmini; işletmenin ürün ve hizmetlerine olan talebin değerlerinin belirlenmesi amacıyla çeşitli tahmin yaklaşımlarının belirli koşullara uygun olarak kullanılmasıdır.Talep tahmini, gelecekteki belli bir zaman aralığı için bir veya birkaç ürünün talep düzeyinin saptanmasıdır.Talep tahminleri, işletmenin hizmet düzeyinin saptanmasında temel oluşturur.Hangi ürünün üretileceği, tüketicilerin bu üründen ne miktarda isteyecekleri ve bu talebin çogunlukla hangi tarihlerde gerçeklesme olasılıgının bulundugu, bu süreçte yorumlanmaktadır.(Tanyaş ve Baskak, 2006;32).

1.1.6.  Koruyucu Ambalajlama

Üretilen ürünlerin, üreticiden nihai tüketiciye ulaşmasına kadar olan dağıtım kanalında, ürünün hasarsız bir şekilde taşınabilmesi amacıyla yapılan faaliyettir. Ambalaj, ürünün tüm yaşam süresince ekonomik ve çevreye duyarlı olarak, korunmasını, kontrol altına alınmasını, barınmasını, sunumunu, tanıtımını ve taşımayıkolaylaştırmayı sağlamaktadır.(Koban,2007;94)

1.1.7.  Sigortalama

Temel lojistik faaliyetlerin en önemlilerinden olan sigortalama fonksiyonu; taşınan ürünün depolama ve nakliye aşamalarında meydana gelebilecek olan zararlara karşı risklerin teminat altına alınması sürecini içermektedir.

1.1.8.  Tersine Lojistik

Tersine Lojistik fonksiyonu; stratejik yönetim unsurları olan planlama,kontrol,maliyet gibi kalemlerin tüketimden başlangıç noktasına kadar olan tekrar değer kazanım ve elden çıkarım sürecidir.

1.1.9.  Satış Sonrası Hizmetler

Hammaddenin, işletme içi envanter süreçlerinin ve tamamlanmış ürünlerin nakliyesi, temin edilmesi ve ürüne dayalı hizmet verilmesi gibi aktiviteleri günümüzde lojistik firmalar yerine getirmektedir. Lojistik bölümün sorumluluğu, ürünün müşteriye teslimiyle son bulmamaktadır.İşletmeler satış sonrası bir pazarlama faaliyeti olarak müşterilere destek sağlamalıdırlar.Bu durumda bozulan ya da istenilen faydayı sağlamayan ürünlerin yenileriyle değiştirilmelerini gerektirmektedir.Çünkü Endüstriyel pazarlarda yeterli malzeme, parça ve hizmet desteğinin sağlanması çok önemlidir.

1.1.10.Tesis ve Depo Yeri Seçimi

Tesis ve depo yeri seçimi fonksiyonu, bu çalışmanın ana araştırma konusunu oluşturmaktadır.Globalleşen ticaretin yaşamının fabrika ve depo yeri seçimi kararlarını stratejik bir konuma getirmiştir.Konu ile ilgili olarak çalışmanın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı detay verilecektir.

1.2.  Lojistiğin Temel Amaçları

Lojistik kavramı; geçmişte, üretim aşamalarından olan nakliyede yaşanan sorunlardan ortaya çıkmasına rağmen günümüzde artan maliyetlerin düşürülmesinden, envanter yönetimine kadar, işletmelerin kararlarını etkilemede önemli roller üstlenmektediir. Lojistik faaliyetlerin operasyonel anlamda beş farklı amacı bulunmaktadır

Bu amaçlar aşağıdaki gibidir;

-  Hızlı Yanıt Sağlanması

İşletmelerin, piyasa gerekliliklerine karşı gereken cevabı verebilmesi ve uyumun sağlanması lojistik yönetiminin günün rekabet koşullarından organiza edilmesine bağlıdır.İşletmelerin lojistik yönetiminin yeniliklere uyum süreci işletmenin portföyünü genişletmesinin de en önemli aracıdır.

-  Tutarlılık

İşletmenin ürünleri, gelen talepler doğrultusunda teslimat miktar ve zamanlamasının sürekli ve tutarlı olarak planlanması lojistiğin temel amaçlarındandır.

-  En Az Stok Maliyeti

Yapılacak planlama ile stokta mümkün olduğunca az ürün bulundurarak, maliyetleri düşük tutma lojistik faaliyetlerinin önemli bir amacıdır.

-  Nakliyelerin Konsolidasyonu

Yapılacak olan nakliyelerde, küçük teslimatların, büyük teslimatlarla birleştirilmesi sonucu maliyet avantajı yaratılması lojistik açıdan çok önemlidir.Ancak bu yapılırken; tutarlılığın ihmal edilmemesi gerekmektedir.

-  Kalite

Lojistik faaliyetler; ürünün kalitesine katkıda bulunan eylemlerdir. Ürün ne kadar kaliteli olursa olsun, lojistik faaliyet sürecinin yetersiz olması ürün kalitesininde düşmesine neden olmaktadır. Lojistiğin amacı da, yapılacak lojistik faaliyetlerinin, ürünün kalite standartlarını arttıracak şekilde uygulanmasının sağlanmasıdır.

1.3.  Lojistiğin Önemi

Globalleşme sürecinin sosyal ilişkileri yaygınlaştırması, ideolojik kutuplaşmaları çözmesi, mesafeleri kısaltması ve ülkeler arası ilişkileri yaygınlaştırması, ticari faaliyetlerin sınırlar ötesi bir hal almasını sağlamıştır.Ticaretin küreselleşmesi, lojistik faaliyetlerinde tüm dünya geneline yayılmasını sağlamıştır. Ekonomik globalleşme ile farklı ülke ekonomilerine ait ürün, sermaye ve hizmetler, dünya ekonomisi adı altında yeni bir yapıya bürünmüştür ve bu yapı doğrultusunda siyasi sınırlar ortadan kalkmış, sıcak para hareketleri  hız kazanmış,  çok uluslu şirketler kurulmuş, piyasalar büyümüş, ortak pazarlar oluşmuş ve lojistik faaliyetler bu süreçte gelişmiş ve kompleks bir yapı halini almıştır. 

  Ekonomik düzenin değişmesi neticesinde işletmeler, rekabet üstünlüklerini sağlamada lojistik faaliyetlerini en önemli unsur olarak belirlemişlerdir.Lojistiğin en uygun maliyetler elde etme yoluyla en üst düzeyde müşteri memnuniyeti sağlama amacı lojistik faaliyetlerin önemini ortaya koymaktadır.Lojistik faaliyetlerin çıkış noktasında, şirket faaliyetlerinin müşteri bazlı şekillenmesi yatmaktadır. Bu konuda Martin Christopher tarafından dile getirilen  “Gelecekte kurumların rekabeti ürettikleri ürünlerde veya tüketilen ülkelerdedeğil, kullandıkları tedarik zincirleri arasında olacaktır” sözü, lojistik faaliyetlerin önemini ortaya koymaktadır. (Christopher,1998;144)

  Piyasalarda üretim tekniklerinin gelişmesi, ürünler arasındaki kalite farklarını minimuma inmesi, ürünle birlikte verilen ek hizmetlerin çeşitlendirilmesini gerekli kılmıştır ve bu doğrultuda pazarda stratejik avantaj yaratmak ancak müşteriye, doğru ürünlerin, doğru fiyatla, doğru zamanda, doğru miktarda, doğru şekilde, doğru kanaldan olabildiğince hızlı ve hasarsız ulaştırabilmesiyle mümkün olmaktadır. Müşteriler, hizmet çeşitlendirmeleri sayesinde birçok avantajlar elde etmiştirler.

1.4.  Lojistik Dağıtım Kanalları

1.4.1.  Dağıtım Kanalı

Dağıtım, üretilen çıktıların, hizmetlerin, ürreticiden nihai tüketicilere kadar ulaştırılması sürecini kapsamaktadır. Bü süreç, tüketicilerin zaman, yer ve mülkiyet faydaları yarattıkları, üretici ile tüketici arasındaki mesafelerin azaldığı bir evredir.

  Mal ve hizmet üreten işletmelerin üretim faaliyetlerine devam edebilmeleri, tüketicilerin günümüzde üst seviyede tatmini sonucu tercih edilebilirliğe dayanmaktadır.Müşteri tatmininin arttırılması amacıyla ürün ve hizmetlerin tüketicilere doğru yer ve zamanda ulaştırılması dağıtım sayesinde yapılmaktadır.

İşletmeler, dağıtım faaliyetlerini, tüketici istek ve ihtiyaçlarıdoğrultusunda, en uygun yerde, zamanda ve uygun şartlar altında gerçekleştirilmesine yönelik bir sistem oluşturrmaya çalışan işletmeler, kendileri için bir dağıtım kanalını oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Dağıtım kanalı faaliyeti salt olarak ürün teslimatı eylemini içermemektedir. Dağıtım kanalı ile ayrıca, ürün ve hizmetlerin pazarlamasını sağlamak amacıyla işletme içi birimler ile işletme dışıacenteler, toptancılar, perakendeciler vb. aracı veya aracısız kuruluşların oluşturdukları bir yapıdan bahsedilmektedir.

Üretilen ürünlerin dağıtım kanalı faaliyetlerinden bahsedildiğinde, iki çeşit farklı hareket söz konusudur.İlk olarak dağıtım kanalı faaliyetleriyle ürünlerin sahipliklerinde değişiklikler olmaktadır.İkinci olarak ise değişen ürün sahiplikleri neticesinde ortaya çıkan fiziksel hareketlerden bahsedilmektedir.

1.4.2.  Dağıtım Kanallarının Seçimi ve Türleri

İşletme tarafından üretilen ürünler, ufak bir kısımları haricinde farklı coğrafyalarda yaşayan insanlara ulaştırılmaktadırlar.Bu ulaştırılma sürecinde dağıtım kanalları ve aracılar önemli roller oynamaktadırlar.Dağıtım kanalları, ürünlerin farklı kesimlere ulaştırılması sürecinde üç farklı etki yaratmaktadırlar. Bunlar;

-  Dağıtım kanalları, sürecin verimliliğini zaman, yer ve mülkiyet açısından faydalar oluşturararak arttırabilirler.

-  Dağıtım kanalında yer alan aracılar,ürün çeşitliliğinde yer alan farklılıkların düzenlenmesini, sınıflandırma ve ayırma fonksiyonu aracılığıyla sağlamaktadırlar.

-  Dağıtım kanalları, müşteriler tarafından daha kolay bilindiğinden, tüketici bilinirliklerini arttırırlar.

İşletmeler dağıtım kanallarının seçiminde stratejik kararlar vermek durumundadırlar.Bu karar, özellikle büyük ölçekli işletmelerde, ürünün pazarlanması için kullanılacak dağıtım kanalının veya kanallarının seçiminde büyük önem taşımaktadır.Seçimin bu denli öneme haiz olmasının nedeni, işletmenin pazarda yapacağı pazarlama faaliyetlerinin etkinliğinin belirleyicisi olmasından kaynaklanmaktadır.Bu noktada işletmelerin dağıtım kanallarının pazarlama faaliyetleri ile yakından ilişkili olduğu görülmektedir.Bu durum dağıtım kanalı seçiminde pazarla ilgili en doğru bilgilerin edinilip buna göre strateji belirlenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

  Dağıtım kanalları, arge faaliyetleriyle kuruldukları zaman,, işletmelere önemli rekabet üstünlükleri sağlayan bir rekabet aracı durumuna gelmektedirler. Aşağıda, dağıtım kanalı seçiminde etkili olan faktörler görülmektedir.

Şekil 1: Dağıtım Kanalı Seçiminde Etkili Olan Faktörler (Çekerol,2011;104)

Dağıtım kanalları, ürünlerin taşınma şekilleri doğrultusunda, doğrudan ve dolaylı olarak ikiye ayrılmaktadır.

1.4.2.1.  Doğrudan Dağıtım Kanalı

Doğrudan dağıtım kanalı, işletmenin ürünlerinin son tüketiciye ulaştırılmasında, arada herhangi bir aracı bulunmamasını ifade etmektedir.Doğrudan dağıtımda, kanal üyeleri dağıtım faaliyetinin tamamını yerine getirmektedir.

Bir işletmenin doğrudan dağıtım kanalı faaliyetini uygulayabilmesi için işletmenin bazı özelliklere sahip olması gerekmektedir.  Bu özellikler ;

-  Üretim ve tüketim merkezleri arasındaki mesafenin az olması ve iş yüklerinin benzer ağırlığa sahip olması

-  Tüketici sayısının nispeten az ve belirli yerlerde yoplanmış olması gerekmektedir.

Doğrudan dağıtım kanalları; merkezi ve merkezi olmayan dağıtım kanalları olarak ikiye ayrılmaktadır.

Doğrudan dağıtım kanalları, genellikle tarım ürünleri ve üretilmiş tüketim mallarının pazarlanmasında kullanılmaktadır.

1.4.2.2.  Dolaylı Dağıtım Kanalları

Dolaylı dağıtım kanalları, ürünlerin son tüketiciye iletilmesindearacıların kullanıldığı dağıtım kanalıdır. Bu süreçte yer alan aracılar, ürün ile ilgili bilgi toplama, satış tutundurma, ihtiyaç karşılama, işletme ve müşteri arasında ilişki kurulması faaliyetlerinin tamamlanmasına yardımcı olurken dağıtım, finans faaliyetlerini de yürütürler.Dolaylı dağıtımı, distribütörler, acenteler, satış şubeleri, perakendeciler ve toptancılar yürütmektedirler.

1.4.3.  Dağıtım Metodları

İşletmeler tarafından üretilen  ürünler, nihai tüketicilere farklı metotlarla taşınmaktadırlar.  İşletmeler teknolojik gelişmeler ışığında tüketicisine en hızlı ve güvenli bir şekilde cevap verebileceği ve işletmeye maliyet avantajı sağlayacak dağıtım metotlarındanbazılarını tercih etmektedir. Bu metodlar Denizyolu, Demiryolu,Havayolu ve Karayolu ile dağıtım şeklinde incelenecektir.

1.4.3.1.   Denizyolu

Değişen teknoloji ile birlikte denizyolu ile dağıtım önem kazanmıştır.Bu metodun kapsamında, petrol, akaryakıt, gaz, kimyasal madde taşınmasında kullanılan tanker gemileri, yük taşıma gemileri, konteynır gemileri dağıtım aracı olarak kullanılmaktadır.Denizyolu dağıtımı ekonomik açıdan çok uygun maliyetli olduğundan tercih edilmektedir.

1.4.3.2.  Demiryolu

Demiryolu metodu, ürünlerin raylı sistemler,aracılığıyla müşterilere ulaştırılmasını hedefleyen yöntemdir.Teknolojide meydanagelen gelişmelerle birlikte raylı sistemlere gelişmiş, araçlar hızlı ve konforlu, system kumanda ve kontrolü güvenli ve bilgisayar kumandalı şekilde rekabet koşullarını ve müşteri ihtiyaçlarını cevaplayabilecek konuma gelmiştir. Demiryolu ile dağıtımın ucuzluk,hızlılık,konfor ve güven gibi avantajları bulunmaktadır.

1.4.3.3.  Havayolu

Havayolu dağıtım metodu tüketicilereürün ve hizmetlerinulaştırılmasında uçak, helikopter gibi hava araçlarının kullanılmasıyla gerçekleştirilen dağıtım yöntemidir. Maliyetinin yüksek olması nedeniyle daha az tercih edilen bir yöntemdir.

1.4.3.4.   Karayolu

Karayolu metodu İşletmeler tarafından en çok rağbet gösterilen metodtur.Bu dağıtım metodu ile karayolunda motorlu taşıtlarla canlı veya cansız her türlü nesnenin yada ürünün dağıtımının gerçekleştirilmektedir.Karayolu ile dağıtım şekli, işletmeler tarafından ulusal sınırlar içerisinde ve uluslar arası alanda kullanılmaktadır.

1.5.  Dağıtım Kaynakları Planlaması ve Önemi

Dağıtım Kaynakları planlaması, ürünlere ait bileşenlerin tedarik, ürünün üretim ve tüketim aşamalarında ihtiyaç duyulan kaynakların güvenilir bir biçimde ve doğrudan taşınmasını amaçlayan faaliyetlerdir.

İşletmeler lojistik yönetimi faaliyetlerinin düzenlenmesinde dağıtım, taşıma veulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmesinde aktif bir planlama sistemi uygulanmaktadır.

Dağıtım kaynakları planlaması, üretimin gerçekleştirilmesinde tedariktenmüşterilere kadar tüm lojistik kanallarında bütünleşik bir programlama sisteminin oluşturulmasını sağlamak amacıyla, dağıtım kanallarında uygulanan yöntemlerdir. (Tek,1999;519)

Dağıtım kaynakları planlaması ile, işletmelerde lojistik faaliyetlere ilişkin birçok dağıtım aşaması ve dağıtımözelliklerine ilişkin planlama yoludur ve tüketici talepleri doğrultusunda planlama yapılmaktadır.Ayrıca bu süreç üretilen ürünlerin dağıtım merkezlerinde kararlı taleplerin oluşturulduğu, geriye doğru talebe ilişkin bilgi akışının sağlandığıve üretim ve materyal sistemdeki girdileri temsil eden bir sistemdir. (Stock ve Lambert,2001;303)

Dağıtım kaynakları planlaması, işletmelerin lojistik yönetim sürecinde envanter ve kontrolün sağlanması ve müşteri talepleriyle işletme içinde ve işletme dışında kaynakların akışının sağlanmasıdır. (Lysons,2000;245)

İşletmelerin dağıtım kaynakları planlaması yapmasındaki ana amaç; fiziksel dağıtım, ürün imalatı ve tedarik süreci ile ilişkili faaliyet planlarının yapılması ve stratejik hedeflerin ortaya konmasıdır.

Aşağıda dağıtım kaynakları planlamasının işleyişi görülmektedir.(How DRP Helps Warehouse Smooth Distribution,1984;53)

Şekil 2 :  Dağıtım Kaynakları Planlaması

İşletmelerde artan İhtiyaçlar oluştukça ilk planlamanın yapılması, değişikliklerin planlamalarauygulanması, bölge depolarının taleplerine göre fabrikadan veya merkezi depodan planlanan sevkiyatların gerçekleştirilmesi, üretim kapasitesinin ve stokların etkin bir şekilde tahsis edilmesinin sağlanması, müşteri servis düzeyini yükseltmek ve stok yatırımlarını düşürmek için, üretim ve dağıtım yöneticileri tarafından ihtiyaçduyulan bilgi akışının sağlanması dağıtım kaynakları planlaması faaliyetleri içerisinde yer almaktadır.

Dağıtım kaynakları planlamasında kullanılan ilkeler şöyledir. (Cemalcılar,1983;235)

§  Fiziksel dağıtım koşullarıişletmenin hedef pazarının yapısına ve alt yapısınauygun olmalıdır.

§  İşletmede kurulan ve geliştirilen sistemin sürekli olarak çalışır olması gerekir.

§  Sistemde meydana gelecek olası aksamalar sonucunda, etkinlik azalır,maliyet artar.

§  Mevcut sistemde kullanılan araç ve gereçlerde standartlaşmasağlanmalıdır.

§  Sistem, üretilecek ürünlerin standart özelliklerine uygun bir biçimdedizayn edilmelidir.

§  Sistem, belirli dağıtım merkezlerindeki maliyet avantajlarını değil,toplam maliyet avantajının dikkate alınarak oluşturulmasını gerektirir.

§  Sistemde yer alan her elemana başvurulmalı ve yararlanılmalıdır.

§  Sistemde kullanılan araç ve gereçler değişimlere cevap verecek şekildeesnek olmalıdır.

Dağıtım kaynakları planlaması yoluyla, işletmenin lojistik faaliyetlerle hedeflenen amaçlar biraraya getirilir ve bu da dağıtım kaynakları planlamasının önemini ortaya koymaktadır.Bununla birlikte dağıtım kaynakları planlaması ile işletme organizasyonu içinde çok sayıda yönetim fonksiyonuna hükmedilmektedir.

BÖLÜM – TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ

1.6.  Tedarik Zincirinin Tanımı

Tedarik zinciri kavramının gerek kullanım alanı gerekse yönetim şeklinde mevcut olan farklılıklar neticesinde, kavram ile ilgili farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu konudaki ilk yaklaşıma gore tedarik zinciri, ürün gruplarıyla ilgili tedarik, üretim ve lojistik gibi faaliyetlerden oluşan kavramsaldır şeklinde tanımlanmaktadır.

Bir diğer yaklaşıma göre ise tedarik zinciri, ürünlerin hammaddeden tamamlanmış  hale dönüşene kadar olan evrelerin ve ardından bir lojistik süreçaracılığıyla müşterilere teslim edilmesini sağlayan süreçtir olarak tanımlanmaktadır.

Hammaddelerin üretim süreci son bulmuş ürünlere dönüşüp son tüketicilereulaştırılmak üzerebir sistem içeren tedarik zinciri, çok safhalı, kapsamında birden fazla görevi olan ve birçok işletmeyi içeren bir süreçtir.

Tedarik zinciriningenel bir tanımıolarak, hammaddelerin sipariş edilmesi ve mamullerin üretilmesiile müşteriye dağıtım ve ulaştırılmasına kadar olan kurumsal fonksiyonlarına uzanan bir faaliyetler dizisidir.

Bu noktada, tek bir ürün için basit bir tedarik zinciri örneği verilebilir: Bu zincirde satıcılardan hammaddeelde edilir, tek adımda tamamlanmış bir ürüne dönüştürülür. Bundan sonraönce dağıtım merkezlerine son olarak da müşterilere götürülür.Gerçek tedarik zincirleri ortak bileşenlere, üretim araçlarına ve kapasitelere sahip tamamlanmış birçok ürünü bulundurmaktadır.(Ganeshan,1995)

Tedarik zinciri süreci hammaddelerin tedariğindenson tüketiciye ulaştırılması ve satış sonrası hizmetlerekadar tüm faaliyetlerin, sistemlerin, varlıkların ve kişilerin oluşturduğu ağdır. Tedarik zinciri, tedarikçilerden, üretim merkezlerinden, ambarlardan, dağıtım merkezlerinden ve perakendeci mağazalarından, ayrıca hammaddeler, proses içi envanterler ve tesisler arasında taşınan bitmiş ürünlerden oluşur. Zincir hammaddenin yeryüzünden çıkarılmasıyla baslar ve ürün tekrar kullanıldığında veya atıldığında sona erer.

1.7.  Tedarik Zinciri Yönetimi Kavramının Tarihsel Gelişimi

Tedarik zinciri yönetimi kavramının kullanılmaya başlaması 1960’lı yıllara dayanmaktadır. Bu kavramın ortaya çıkışı ile birlikte sürecin ilk adımı kabul edilen fiziksel dağıtım aşaması ile ilgili olarak bu aşamanın işletme dışında kanal-içi yapılacak entegrasyon aracılığıyla rekabetçi bir avantaj sağlayacağı öne sürülmüştür. (Bowersox,1969;72)

Bundan sonraki dönemde, özellikle 1970’li yıllarla birlikte  işletmelerin ihtiyaç duyduğu malzemenin planlanması süreci başlamıştır. Bundan sonra üreticiler; üretim maliyetlerinin kalitenin önemini anlamışlardır.Ayrıca bu dönemde işletmeler fiziksel dağıtımı bir yönetim bölümü olarak belirlemişler ve bu süreci bir yönetim organına devretmişlerdir. (Nevşehirli,2007;9)

1990’lı yıllarda tedarik zinciri yönetimi işletme kaynaklarının en iyi şekilde yönetilmesini amaçlayan bir süreç halini almıştır.

1.8.  Tedarik Zincirinin Yapısı

Tedarik zinciri süreci satılacak mal için gerekli satın alma ve işlemleri ile başlar. Bu aşamadan sonra satış destek amacıyla envanter yönetimi ve depo yönetimine yönelir.Son olaraksa ürün teslimatında son tüketiciye ulaşmaa ile süreç son bulur.

Tedarik zinciri sürecindeütünler hammadde halinden, yarı mamul haline dönüşürler.Bu yarı mamuller daha sonra tamamlanmış ürünleri meydana getirmek üzere bir sonraki aşamada birleştirilmektedirler. Elde edilen ürünler dağıtım merkezlerine ve bundan sonar da satıcılar ve müşterilere ulaştırılmaktadır

1.9.  Tedarik Zinciri Yönetiminin Tanımı

Tedarik zinciri yönetimi, üretilen çıktıların, tedarikçiden nihai tüketiciye kadar olan aşamanın depolar ve lojistik kaynakları ile yürütülen sürecini içermektedir. Tedarik zinciri kavramı, müşteri hizmetlerinin iyileştirebilmesi, sistemdeki fazla envanterin azaltılabilmesi ve maliyetlerin azaltılabilmesi sürecini içermektedir. (Sangupta,1996;36)

Tedarik zinciri yönetimi müşteri hizmetlerini üst seviyede sağlamak amacıyla planlama ve kontrol etme süreçleriniaraştırma ve geliştirme teknikleri ile organize etmektedir.

Tedarik Zinciri Yönetimi ilk tedarikçiden sontüketiciyekadar olan toplumdaki tüm süreçlerin yönetim matematiğidir. Tedarik Zinciri Yönetimini kapsamlı şekilde açıklayacak olursak; hizmete konu ürünlerin, hammadde tedariğindenson ürün aşamasına kadarolan süreci kapsayan; işletmelerinrekabet avantajını sağlamadakullanılacak teknoloji ve yeteneklerden nasıl yararlanacağı üzerine odaklanan bir yönetim kavramsalıdır.(Tan ve diğ, 1998;2)

1.10.  Tedarik Zinciri Yönetiminin Gelişimi

Tedarik zinciri yönetimi günümüzde çok önemli bir stratejik yönetim kavramı olarak kullanılmıştır.Tedarik zinciri yönetimi sürecinin gelişmesi için gerekli altyapı, yeni nesil lojistik yönetiminin gelişimi ile ortaya çıkmıştır.Özellikle son 30 yıllık dönemde lojistik tek boyutlubir fonksiyon olmaktan çıkıp, günümüzün önde gelen üretim ve dağıtım firmalarının temel stratejik öğelerinden biri haline gelmiştir.Bu gelişim aşağıda belirtilen safhalarda gerçekleşmiştir.

1.10.1.Lojistiğin Dağıtılması; Depolama ve Taşıma

İlk işletme organizasyonlarında, 1960’lı yılların ilk dönemlerine kadar, lojistik, işletmeler için stratejik rekabet avantajı sağlayan bir öğe olarak görülmüyor, sadece operasyonel bir eylem olarak ele alınıyordu. Lojistik, bu dönemlerde depolama ve taşımada fiziksel dağıtım faaliyeti olarak ele alınıyordu.

Lojistiğin ilk aşaması olan fiziksel dağıtım aşamasındadağıtımfonksiyonunun firma dışında, kanal içi birleşmeyle, rekabetçi bir avantajsağlayacağıelde edileceği ileri sürülmüştür.İşletmelerin lojistik yönetimi faaliyetlerini birbirinden ayırıp,farklıdepartmanlara sorumluluk vermesi yaklaşımı kapsamlı ve zor problemleri çözmek için gerekli bilgisayarlarınolmaması ve yönetim biliminin yeterli derecede gelişmemiş olmasından ileri gelmekteydi.

İşletmelerin organizasyonel yapıları faaliyette bulundukları pazara göre farklılık göstermektedir. İşletmelerin organizasyon yapılanması birbirleri arasında değişiklik gösterse de üretim ve dağıtım organizasyonunda taşıma yönetimi, genelde, tedarik zincirinde yukarı doğru envanterlerden sorumlu tedarik veya üretim departmanlarıyla, bitmiş ürünün aşağıya doğru depodan taşınmasından sorumlu pazarlama ve satış departmanlarına veriliyordu. 

Lojistiğin dağıtılması yaklaşımında bir departmanın kendi hedeflenen etkinlik ve performans hedeflerini gerçekleştirmesi durumunda tüm süreçlerin en yüksek performansla gerçekleştirileceği düşünülmekteydi. Satın alma,önemli ölçüde iş kontol sürecinden faydalanmak isterken, bu envanterlerin çok fazla olması anlamına geliyordu. Ayrıca lojistikle ilgili sorumlu bir kişi olmadığı için planlama ve kontrol yapılamıyor ve pek çok zaman sorumluluğun kimde olduğu ile ilgili belirsizlikler ortaya çıkıyordu. Sonuç olarak işletme içinde ve tedarik zincirinde ürün ve bilginin koordine olmamış ve bağımsız yönetimi görülüyordu.

1.10.2.Malzeme Yönetimi ve Fiziksel Dağıtım

1960’lı yıllarda lojistik dağıtımının etkin olmadığı anlaşılmışve piyasada ürün çeşitliliğinin fazla olması, müşterilerin ufak sipariş miktarları talep etmeleri, çevrim süresinin kısalması ve artan rekabetle, lojistik fonksiyonunun dağılmış olmasının etkinlik ve maliyet kayıplarına yol açması sebebiyle, entegre lojistik sistem planlaması yaklaşımı ihtiyacı ortaya çıkmıştır. 

Lojistik faaliyeti için, bazı işletmelerçeşitlidepartmanlara ayrılaraksonuç elde etmeye çalışmışlardır.Örnek olarak pazar avantaj sağlamak için taşımaya önem veren işletmeler fiziksel dağıtım departmanı kurup ve işletmenin üretim, pazarlama ve finansta bulunan dağıtım aktivitelerini bu departman altında yönetme yolunuseçiyorlardı.İşletmeler, malzeme yönetimi ve fiziksel dağıtım sürecini, üretim, pazarlama ve satışdepartmanlarındanayırıp, bu faaliyetleri tek bir yönetim altında merkezi bir lojistik departmanında organize etmişlerdir. Lojistik faaliyetinin fiziksel dağıtım fonksiyonları sürece eklendiğinde, ortaya çıkacak olanmaliyet avantajlarıyla, müşteriye ürün teslim tutarını azaltarak lojistiğin büyük avantajlar sağlayacağının önemi anlaşılmıştır.

  Lojistik maliyetleri ve amaçlanan müşteri hizmeti aksi yönde olduğu için, toplam lojistik sistem maliyetlerini firmanın pazarlama ve satış hedefleriyle dengelemek için gerekli maliyet karşılaştırmalarının etkin lojistik yönetimi ile yapılabileceği varsayımı ile ‘toplam maliyet’ kavramı ortaya çıkmıştır. Tek bir lojistik faaliyetinin maliyetini azaltmaya çalısmanın toplam lojistik yönetim maliyetinde artmaya yol açabileceği düşünülüyordu.Örneğin, envanter tasıma maliyetini düşürmek için stok miktarını azaltmak, hedeflenen hizmet seviyesini sağlayabilmek için taşıma maliyetlerinde artmaya sebep olacaktır.

Bu dönemde ürün dağıtımı ile doğrudan ilgili fonksiyonların entegrasyonu görülmüştür.Son ürüne odaklanmanın sebebi, toplam envanterde büyük yer oluşturmaları, müşteri hizmetleri performansına doğrudan etkileri olmaları ve üretim akısına karışmayı gerektirmemesinden dolayı öne çıkmıştır.

1.10.3.Lojistiğin Entegrasyonu

Geçmişteişletmeler, depolama, nakliye ve müşteri hizmetlerini merkezileştirmeye odaklanmışlardı.Bu durum, işletmelere kısa süreli taktiksel avantajlar ve maliyet ekonomisi sağlamıştır.Ancakişletmelerin sadece maliyet yönetimine odaklanmaması nedeniyle, stratejik üstünlük sağlamak için diğer bölümlerin stratejik planları ile entegre edilebilecek bu fonksiyonların yapılandırılma şeklini değerlendirmesine sebebiyet vermiştir.Bu yeni bakış açısı ile lojistik faaliyetlerinde, pazarlama ve üretim yönetimi ile stratejik planlar oluşturulmakta, isletme kaynaklarının paylaşımının belirlenmesinde ve hedeflerin tanımlanmasında yer almaktadır.

1980’li yıllarda küresel rekabet ve ürünlerde kalite artışı pazara en fazla yön veren faaliyetlerdi.Müşteri hizmetini artırılması için pazarda sürekli bir talep durumu hakimdi.1980’li yıllarda yapılan lojistik faaliyetlerin amacı, tüm malzeme akışının, tedarikçiden başlayıp, üretim ve müşteri siparişi yönetimiyle devam edip, fiziksel dağıtım ve satış sonrası müşteri hizmeti yönetimi ile son olana kadar entegre edilmesiydi.

Gerek maliyet, gerekse müşterilere verilen değer, ayrıca stratejik önemaçısından lojistik faaliyetlerin firma için önemi büyüktür.Ancak son yıllarda işletmelerin arz zinciri faaliyetlerini entegre biçimde yapmaya başlaması ile ürünler ve hizmetlerin, hammadde kaynaklarından, sontüketicilere doğru kesintisiz akışı sağlanmaya çalışılmış ve son yıllarda ters yönde akış lojistiği de değerlendirilmeye başlanmıştır.

İşletmelerde uygulanan lojistik faaliyeti planlama, organize etme ve kontrol sürecinden oluşmaktadır.Planlamaeylemi, hedeflere karar verme ve alternatifler arasından seçim yapma sürecini içermektedir.Lojistik yönetiminde planlama, müşteri hizmet seviyelerini karşılamak için yer seçimi, envanter ve taşıma kararlarını içerir.Buna lojistik üçgeni denilmektedir.

1.11.  Tedarik Zinciri Yönetiminin Fonksiyonları

Tedarik zinciri yönetiminin üç farklı fonksiyonu bulunmaktadır.Bu fonksiyonlar stratejik aşama, taktik aşama ve operasyonel aşamadır.

Tedarik zinciri sürecindeki her aşama, kararların alındığı sürenin periyodu ve bu periyot süresince alınan kararların sıklığı ile birbirinden ayrılmaktadır.Stratejik aşamadaüretimin nerede tahsis edileceği ve en iyi kaynak bulma stratejisinin ne olacağı konusu irdelenmektedir.Taktik süreçtetahmin yapma, planlama, elde etme süresi kısa olan malzemelerin siparişi ve üretim ihtiyaçlarının karşılanması için fazla çalışmalarınbelirlenipbelirlenmeyeceği veoperasyonel seviyede ise envanter dağıtımı, detaylı çizelgeleme ve bir aksama olduğu zaman bir siparişin ne yapılacağı sorgulanmaktadır.

Tedarik zinciri yönetimi, müşteri ve tedarikçilerle koordinasyon kurulmasını gerektirmektedir. Pazarın dinamikleri bu durumu güçleştirmektedir. Müşteriler kısa zaman dilimlerinde değişiklikler yapmakta veya verdikleri siparişlerden vazgeçmektedirler. Tedarikçiler bazen yanlış tedarik yapmakta veya geç teslimat gerçekleştirmektedir.Tedarik sürelerini ve kayıtları minimize ederken pazarın dinamiklerine hızlı bir biçimde karşılık verecek sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır. (Yamak,1999;45)

Piyasada olduğu gibi, üretimin süreci deaktif bir yapıdadır.Planlanmamış eylemlerin gerçekleşmesi belirlenmiş faaliyetlerden sapmalara yol açmaktadır. Üretim kontrol sisteminin, planlı bir üretim için, üretim hedeflerini optimize edecek yöntemlerle bu olaylara cevap vermesi gereklidir. Olaylar bazı durumlarda, söz konusu kısımda kontrol altında olmayan problemlere yol açabilmektedir.Üretim kontrol sistemi, faaliyetlerini planlama, satış ve pazarlama gibi daha üst seviyelerdeki fonksiyonlarla koordine etmektedir.(Fox,1993;69)

Tedarik zinciri yönetiminin amacı müşteri hizmet ihtiyaçlarını yerine getirmek ve maliyetleri tüm sistem boyunca değerlendirip en aza indirmektir.Bunun gerçekleştirilmesinde hizmet seviyesini arttırmak için müşteriye ulaştırma süresi düşürülmesi gerekmektedir.Bu durum, israfın azaltılmasını sağlamaktadır.

Tedarik zinciri yönetimi; işletmenin iç kaynaklarının entegre hale getirilerek dış kaynaklarla aktifbir şekilde çalışmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu faaliyetin amacı; geliştirilmiş üretim kapasitesi, piyasa hassasiyeti ve müşteri tedarikçi ilişkileri gibi firmanın tüm performansını oluşturan değerlerin yükseltilmesidir.. Tedarik zinciri yönetimi, hammaddelerin edinilmesinden imalat ürünlerine ve buradan da tüketiciye işlenmiş ürünlerin dağıtımına kadar tüm tedarik zinciri boyunca bilgiye dayalı karar alınmasına olanak sağlamaktadır.

1.12.  Tedarik Zincirinin Temel Konuları

1.12.1.Tedarik Zincirinin Doğası ve Amaçları

Tedarik zinciri, bilişim teknolojisinin, sürekli büyüyen fabrikalar, dağıtım merkezleri, depolar, dağıtım kamyonları ve malzeme tedarikçileri ağının otomatik zeka kazanmaları için kullanılması seklinde ifade edilebilir.Tedarik zincirinde yer alanyönetim taktiği aradaki teşebbüs ve operasyonların yönetilmesidir. Tedarikçilerden müşteriye, malzeme satın almadan ürün tasarımına, depolamadan dağıtıma kadar bütün faaliyetleri kapsamaktadır. Tedarik zincirinin bu denli karmaşık olmasının sebebi, hiçbir departmanın diğer departmanlar hakkında bilgi sahibi olmamasıdır.Buna rağmen tedarik zincirinin birleşiminden elde edilen getiriler oldukça fazladır.Bu karmaşık ilişkileri yönetmek için elektronik veri değiş-tokuşu (EDI), barkod tarayıcılar, simülasyon yazılımlar gibi bilişim teknolojisine ihtiyaç vardır.

Bilgi ve bilişim teknolojilerinin kullanımı tedarik zincirinde mevcut stokların bilgi ile yer değiştirmesini sağlamaktadır.Tedarik zincirindeki her noktanın amacı, en yeni bilgiyi zincirdeki diğer firmalara iletmek ve bu sayede daha iyi arz talep dengesi sağlamaktır.Tedarik zincirini kısa vadeli amacı gereksiz stokları ortadan kaldırmak ve müşteri isteğini karşılama hızını arttırmaktır.Uzun süreli amaç ise, müşteri beklentilerini doğru yerde ve zamanda karşılamak, bu şekilde şirketin pazar payını ve karlılığını arttırmaktır.Tedarik zinciri optimizasyonuna katkı sağlayan uygulama yazılımları, tahmin etme, dağıtım yönetimi, üretim planlama, depolama, ulaştırma ve tedarik zinciri optimizasyonu unsurlarını içermektedir.

  Tedarik zincirinin temel faydası, firmanın tüm aktivitelerini içerecek şekilde planlama yapılabilmesi ve bu planın zaman içinde ayarlanarak sonuçlarının optimize edilmesidir. Ancak bunun ön koşulu aynı süreçlerin verilerini birleştiren bir altyapının olmasıdır.

1.12.2.Stratejik Tedarik

1980’li yıllardan beri tüm isletmeler satıcı tabanlarını daraltmaya çalışmışlardır.Stratejik tedarik faaliyetinin amacı aynı parçaya ait birden çok siparişi belirleyebilmektir. Bunun için ilk yapılması gereken iş satın alınan parçaların şekil, boyut, uygunluk ve fonksiyonuna göre analiz edilip, sınıflandırılmasıdır. Bu durum, işletmeye tekrarları önlemesine yardımcı olarak, alımlar hakkında net bir tablo sunacaktır.Bu bilgilere dayanarak firma kendisi için en uygun satıcıyı seçebilme şansına sahip olmaktadır.Bu noktada fiyat önemli bir kriter olmasına karşın, teslim sıklığı, hizmet, ödeme koşulları da göz önüne alınmalıdır.

Stratejik tedarik, bölümler arasındaki satın almaların konsolide edilmesinde kullanılmaktadır.Sistem içinde durağan hareketli bileşenlerin ayrı yerlerde tutulmasını engelleyerek ve idari maliyetleri azaltarak, satın alınan bileşenlerin fiyatını önemli ölçüde düşürebilmektedir.

1.12.3.Global Pozisyon Belirleme Sistemi

İşletmeler günümüze kadar olan süreçte ürününtaşıyıcıya yüklenilmesinden depoya ulaştırılmasına kadar geçen sürecin içerisinde fazla bulunmuyordu. Ancak yeni teknoloji sayesinde firmalar, malın akısını sürekli takip edebilme sansını yakalamışlardır.Uydu izleme sistemi sayesinde dağıtıcılardaimi olarak işletmenin sürücülerinin nerede olduğunu bilme şansına sahip olmuşlardır.

1.12.4.İnternet Dalgası

Elektronik veri değiş-tokuşu- EDI ağları, sanal pazarlar yaratmak için büyük oranda işletmeler arasında kullanılmış olmakla birlikte, internete göre hem daha pahalı hem de sağladığı iletişim alanı açısından daha az işletmeyi kapsamaktadır. Son yıllarda internetkullanımı, ticarette önemli biralan haline gelmiştir. İnternetin dünyanın her yerinden ulaşılabilir bir alan olması, yeni iş modellerini oluştururken, mevcut olanlarda da değişimlere neden olmuştur. (Pant,2001;2)

1.12.5.Etkili Müşteri Yanıtı

EDI barkod tarayıcısı kullanarak, distribütörler müşterilerin stoklarını kontrol edebilmektedirler.Eğer müşteri belirli bir üründen fazla miktarda kullandığında, gece müşterinin bilgisayarı distribütörün bilgisayarına veri ileterek hangi üründen satın alması gerektiği konusunda ileti vermektedir.Elektronik veri değişimini (EDI), standart isletme verilerinin standart bir düzende bir ticari ortağın bilgisayar uygulamasından (örneğin malzeme planlama yazılımı) diğer bir ticari ortağın bilgisayar uygulamasına (örneğin sipariş giriş yazılımı) aktarılması olarak tanımlamışlardır.(Walton ve Gupta,1999;4) EDI, tedarik zinciri üyeleri arasında sağladığı interaktif iletişim ağları aracılığıyla, siparişlerin yönetilmesi, faturaların iletilmesi vb. konuların hızlı bir biçimde gerçekleştirilmesi olanağını sağlamaktadır.

  Bu durumda, işletmelerin piyasadaki  değişimlere doğru zamanda ve hızlı olarak tepki verilebilmesi yeteneğini geliştirmektedir. (Passaro,197;159) EDI ile tedarik zinciri üyeleri arasında iletişim hızlanacak ve kolaylaşacak, sipariş maliyetleri ve kağıt gereksinimi azalacak, tedarik sürelerinde azalmalaryaşanacak, etkinlik ve verilerin doğruluğu artacak ve bilgiye zamanında ulaşılması mümkün olacaktır.(Reid,2002;33)

Tam zamanında hizmet sayesinde müşteriler stok maliyetlerini düşürebilmekte, distribütörler de yeni müşteriler kazanmaktadır.isletmeler, EDI ile bir ya da daha fazla düzeyde değişim yaparak bilgi sistemlerini isletmelerin faaliyetleriyle bütünleştirmelidirler. Örnek olarak, işletmeler stok seviyesinin izlenmesinde stok izleme sistemi kurmayı tercih edebilirler. Bu sistem ile stok düzeyleri sürekli olarak izlenerek otomatik olarak EDI satın alma siparişi tedarikçiye ulaştırılabilir. Bu, satın alınan parça için emniyet stokunu azaltırken çevrim süresinin de azalmasını sağlamaktadır.Tam zamanında üretim prensiplerinin gerçekleştirilebilmesi, büyük ölçüde tedarik zinciri üyeleri arasında koordinasyonun sağlanabilmesine bağlı olmaktadır.EDI, siparişlerin bilgisayarda izlenebilmesini ve tam zamanında teslimatın gerçekleştirilebilmesine olanak sağlar.

1.13.  Tedarik Zinciri Yönetiminin Amaçları ve Aşamaları

 Tedarik Zinciri Yönetimi sistemi; işletmeninharicindeki tedarik işlemlerini yapanların yönetimi ve bunlarla etkin çalışması için şirketin iç kaynaklarını tek parça halinde ele alan temel bir işletme sistemi olarak açıklanmaktadır.

Farklı bir ifadeyletedarik zinciri yönetimi; temel iş proseslerinin son kullanıcıdan ürün, hizmet ve bilgi üreten özgün tedarikçiye doğru; müşterilere ve diğer süreç içindeki bireylere bir değer katan bütünleşimidir.

Bu süreçte hedeflenen,işletmenin imalat kapasitesinin büyütülmesi, piyasaya karşı duyarlılığın geliştirilmesi ve tüketici ile tedarik işlerini üstlenenler arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi yoluyla şirket performansının ileriye götürülmesidir. Tedarik zincirinde tedarik seviyesinin tespiti için yapılan faaliyetler; işletmenin mevcut durumunun belirlenmesi ve işletmenin belirlenen durumuna bağlı olarak tedarik zinciri yönetim sisteminin uygulanması üzerinde odaklanmaktadır.

Tedarik Zinciri Yönetimi temel hareket noktası, toplam tedarik zinciri maliyetini istenilen sabit talep ile minimize etmektir. Toplam maliyet kavramı aşağıdaki maliyet unsurlarını içermektedir.(Shapiro,2001;74)

§  Hammadde ve diğer tedarik maliyetleri,

§  Nakliye maliyetleri,

§  Tesis yatırım maliyeti,

§  Direkt ve endirekt üretim maliyetleri,

§  Direkt ve endirekt dağıtım merkezi maliyetleri,

§  Stok bekletme maliyeti,

§  İç-yatırım ve taşıma maliyetleri,

§  Giden taşıma ve ulaştırma maliyetleri.

1.14.  Tedarik Zinciri Kararları

Tedarik zinciri için verilen kararlar stratejik ve operasyonel olarak iki kategoride sınıflandırılmaktadır.Stratejik kararlar uzun bir zaman ufkunda verilen, işletmenin stratejisiyle sıkı sıkıya bağlı olan ve bir tasarım perspektifinden tedarik zinciri politikalarını yönlendiren kararlardır.Diğer yandan ise operasyonel kararlar kısa vadeli olan, vw günlük faaliyetlerde yoğunlaşan kararlardır.Bu çeşit kararlardaki çaba, “stratejik” tedarik zincirindeki mamul akışının etkin ve verimli bir biçimde yönetilmesidir.

  Tedarik zinciri yönetiminde temel dört karar alanı bulunur: 

1)  Yerleşim

2)  Üretim

3)  Envanter ile 

4)  Nakliye (dağıtım) 

  Her bir karar alanı hem stratejik hem de operasyonel öğeler içerir 

1.14.1.Yerleşim Kararları

Üretim merkezlerinin, stok noktalarının ve kaynak noktalarının coğrafî olarak yerleşimi, bir tedarik zincirinin oluşturulmasında doğal olarak ilk adımdır. Bunların boyutu, sayısı ve konumu belirlendikte sonra ürünlerin nihaî müşteriye kadar akabileceği mümkün güzergahlar da belirlenebilir. Bu kararlar, müşteri pazarlarına erişimin temel stratejisini temsil ettiği ve gelir, maliyet ve hizmet seviyesinde önemli bir etkisi olduğu için bir firma için büyük önem taşır. Bu kararlar üretim maliyetleri, vergiler, üretim sınırlamaları, ve buna benzerlerini göz önüne alan bir optimizasyon rutini tarafından belirlenmelidir. Yerleşim kararları temel olarak stratejik olsa da, operasyonel bir seviyeyle de ilişkilidir.

1.14.2.Üretim Kararları

Stratejik kararlar, hangi mamullerin hangi imalathanelerde üretileceğini, tedarikçilerin imalathanelere, imalathanelerin dağıtım merkezlerine, dağıtım merkezlerinin müşteri pazarlarına tahsisini kapsar.Bir önceki gibi, bu kararların da işletmelerin gelir, maliyet ve müşteri hizmet seviyelerine büyük etkisi vardır. Bu kararlar üretim araçlarının varlığını farz eder, ancak bu araçlara doğru ve araçlardan olan akışın kesin güzergahını belirler. Kritik başka bir konu ise üretim araçlarının kapasiteleridir.Bu, büyük bir oranla işletme içindeki dikey bütünleşmenin derecesine bağlıdır.Operasyonel kararlar detaylı üretim çizelgelemesi üzerinde yoğunlaşır.Bu kararlar temel üretim çizelgelerinin oluşturulması, makinelerdeki üretimin çizelgelenmesi ve ekipman bakımını kapsar. Diğer hususlar ise, iş yükünün dengelenmesi ve bir üretim merkezindeki kalite kontrol ölçütleridir.

1.14.3.Envanter Kararları

Bu kararlar envanterlerin ne şekilde yönetileceğini kapsar.Envanterler, hammadde veya yarı mamul veya tamamlanmış mamul olarak tedarik zincirinin her safhasında bulunur.Temel amaçları tedarik zincirinde bulunabilecek herhangi bir belirsizliğin azaltılmasıdır.Envanterlerin bulundurulması, değerlerinin %20’si ilâ %40’ı arasında bir değere mal olabileceği için tedarik zinciri işlemlerinde etkili yönetilmeleri önemlidir.Stratejik açıdan hedefler üst yönetim tarafından belirlenmelidir.Ancak birçok araştırmacı envanter yönetimine operasyonel bir açıdan yaklaşmıştır.

Bu kararlar dağıtım stratejilerini ve sipariş miktarlarının ve yeniden sipariş noktalarının belirlenmesi ve her bir stok noktasındaki güvenli stok seviyesinin ayarlanması olan kontrol politikalarını kapsar.Söz konusu seviyeler, müşteri hizmet seviyelerinin temel belirleyicisi oldukları için kritiktir.

1.14.4.Nakliye Kararları

Bu kararlarla ilgili yöntem seçme konuları daha stratejiktir.Bunlar envanter kararlarıyla yakından bağlantılıdır, çünkü en iyi yöntem seçimi genellikle belli bir nakliye yöntemi kullanılması maliyetinin bu yöntemle ilgili envanterin dolaylı maliyetinin analizi ile bulunur. Hava nakliyatı hızlı, güvenli olması ve daha az güvenlik stoku sağlamasıyla beraber pahalıdır. Bununla beraber, deniz veya tren yolu ile nakliyat daha ucuzdur, ancak belirsizliğin azaltılması için nispeten büyük miktarlarda envanterin bulundurulmasını gerektirir.Bu yüzden müşteri hizmet seviyeleri ve coğrafi konum, bu kararlarda önemli rol oynamaktadır.Nakliye, lojistik maliyetlerinin %30’undan fazlasını oluşturduğu için, verimli bir şekilde çalışılması ekonomik olarak faydalı olacaktır.Nakliye miktarları, güzergahların belirlenmesi ve ekipmanın çizelgelenmesi, bir işletmenin nakliye stratejisinin etkili yönetimi için temel konulardır.

1.14.5.Tedarik Zinciri Modelleme Yaklaşımları

İki seviyedeki her bir karar açık bir şekilde farklı bir bakış açısını gerektirmektedir.Stratejik kararlar çoğu kısım için, tedarik zincirinin çeşitli konularını birleştirmeye çalıştıkları için global veya kapsayıcıdır.

Dolayısı ile, bu kararları tanımlayan modeller de büyüktür ve önemli miktarda veri gerektirir.Bu modeller, veri ihtiyaçlarının büyüklüğüne ve kararların kapsamlarının genişliği nedeniyle tanımladıkları kararlar için genellikle yaklaşık çözümler sağlar.Operasyonel kararlar tedarik zincirinin günlük işlemleriyle ilgilidir.Bu yüzden, bunları tanımlayan modellerin yapısı çoğunlukla özeldir.Bu modeller, perspektiflerinin darlığı nedeniyle birçok detay ele alır ve operasyonel kararlar için optimal olmasa dahi çok iyi çözümler sağlar. Modelleme yaklaşımları üç alana ayrılmaktadır. Bunlar Şebeke Tasarımı, “Kaba Tahmin” metotları ve simülasyon tabanlı metotlardır.Şebeke tasarımı metotları daha stratejik kararlar için modeller sağlar.Bu modeller, tipik olarak daha önceden belirtilen temel dört karar alanının kapsar ve tedarik zincirinin tasarımı şebekenin ve ilgili akışların tesis edilmesi konusu üzerinde yoğunlaşır.“Kaba Tahmin” metotları operasyonel kararlar için yön gösterici politikalar verir.

Simülasyon metotları, kapsamlı bir tedarik zinciri modelinin hem stratejik hem de operasyonel elemanların göz önüne alınarak analiz edilebileceği bir metottur.Buna karşın, tüm simülasyon modellerinde olduğu gibi sadece önceden belirlenmiş bir politikanın etkililiği değerlendirilebilir, yeni bir tane geliştirilemez.

1.14.5.1.  Şebeke Tasarım Metodları

Bu metotlar üretim, stoklama ve kaynak merkezlerinin yerleşimi ile bunlardan geçen ürünlerin güzergahlarını belirler.Bu metotlar genellikle büyük ölçeklidir ve tedarik zincirinin başlangıcında kullanılır.

Bu konudaki ilk çalışma, “tedarik zinciri” terimi henüz genel olarak kullanılmazken Geoffrion ve Graves (1974) tarafından yapılmıştır. Geoffrion ve Graves, imalathanelerden dağıtım merkezlerine ve nihaî müşterilere olan yıllık ürün akışının optimizasyonu amacıyla, birden fazla mal için bir şebeke tasarım modeli sunmuştur.

Breitman ve Lucas (1987), hangi ürünlerin nerede ve nasıl üretileceği, hangi pazarların takip edileceği ve hangi kaynakların kullanılacağına karar vermek için kullanılan “PLANETS” adlı bir üretim-dağıtım sisteminin kapsamlı bir modelin yapısını oluşturmuştur.Bu projenin kısımları başarılı bir şekilde General Motors’ta kurulmuştur.

İşletmelerin üretim, yerleşim, envanter ve nakliyeyi kapsayan bu tür bütünleşik kararlar vermesi şarttır, bu yüzden bu tür modeller gereklidir.Bu modeller gelecekteki stratejik belirleyiciler olsalar bile, kusurları da vardır.Yapıları nedeniyle varolan problemler büyük ölçekli olmaktadır.Optimal olmak üzere çözüm vermeleri genellikle zordur.Bunun dışında, bu kategorideki modellerin yapısı oldukça deterministik ve statiktir.Ayrıca, stokastik öğeleri ele alanların yapısı da kısıtlayıcıdır. Sonuç olarak, tedarik zincirindeki malzeme akışını temsil eden, kapsamlı bir model şimdilik bulunmamaktadır.

1.14.5.2.  Kaba Tahmin Metodları

Bu modeller tedarik zinciri ile ilgili olanların büyük kısmını temsil eder ve tipik olarak daha çok operasyonel veya taktik kararları ile ilgilidir. İlk ortaya çıkışları, birkaç seviye veya kademenin göz önüne alınarak envanter kontrol politikalarının gelişmesiyle gerçekleşmiştir.

Çok kademeli tabanlı tedarik zinciri problemleri hakkındaki güncel araştırmalar, müşteri hizmetlerinin arttırılması ile envanterin azaltılması hakkında umut verici olsa da, çalışmaların önemli birkaç sınırlaması bulunmaktadır.Bu çalışmalar tedarik zincirinin üretim yanını önemli bir ölçüde göz ardı etmektedir.Başlangıç noktaları çoğu durumda tamamlanmış ürün stokudur ve politikalar da bunların etkin bir şekilde yönetilmesi için belirlenmiştir.Üretim, tedarik zincirinin doğal bir parçası olduğu için, üretim bileşenini de içeren modellere ihtiyaç duyulur.Ayrıca, araştırmacılar çoğunlukla sadece envanter sistemi üzerine yoğunlaşmıştır.Nakliye ve envanter, maliyet ve hizmet seviyeleri konusunda siparişin yerine getirilmesi prosesinin temel elemanlarıdır.Bu yüzden işletmeler politikalarını belirlerken nakliye, envanter ve müşteri hizmeti arasındaki önemli ilişkileri göz önünde bulundurmalıdır.

1.15.  Tedarik Zinciri Yönetimi Süreçleri

Global Tedarik Zinciri Forumu üyelerinin tanımladığı sekiz süreç genel kabul görmüştür.(Croxton,2001,13) Bu süreçleri sıralayacak olursak;

1)  Müşteri ilişkileri Yönetimi (Customer Relationship Management)

2)  Müşteri Hizmet Yönetimi (Customer Service Management)

3)  Talep Yönetimi (Demand Management)

4)  Sipariş işleme (Order Fulfilllment)

5)  İmalat Akış Yönetimi (Manufacturing Flow Management)

6)  Tedarikçi ilişki Yönetimi (Supplier Relationship Management) 

7)  Ürün gelistirme ve Ticarilestirme (Product Development and Commercialization)

8)  İade Yönetimi (Return Management)

  Bu süreçleri kısaca açıklayacak olursak;

1.15.1.Müşteri İlişkileri Yönetimi

Bu süreç, müşterilerle ilişkilerin nasıl geliştirilebileceğini ve sürdürülebileceğini konu alan bir yapıdır. Yönetim firma misyonu çerçevesinde hedef olabilecek müşterileri ve müşteri gruplarını belirler.Müşteri yönetimi de hedef seçilen müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ‘ürün ve hizmet anlaşmaları’ hazırlamaktadır.(Seybold,2001;83) Müşteri yöneticileri önemli müşterilerle birlikte çalışarak, süreçleri geliştirirler, talepteki değişkenliği belirler ve katma değeri olmayan faaliyetleri bu sayede azaltabilirler.

1.15.2.Müşteri Hizmet Yönetimi

Müşteri Hizmet Yönetimi firmanın müşterileri ile yüz yüze olduğu bir süreçtir. Bu süreç ürünün elde edilebilirliği, yükleme zamanı ve siparişin durumu gibi konularda müşteriye birincil kaynak olma hizmetini sağlar. Bu bilgiler, firmanın imalat ve lojistik gibi süreçleri ile ortak bağlantılarla oluşturulan ara yüzler sayesinde sağlanır. Ayrıca müşterilerle yapılan ürün ve hizmet anlaşmasının yürütülmesinden sorumludur.

1.15.3.Talep Yönetimi

Talep yönetimi süreci, müşteri ihtiyaçları ile firmanın arz imkanlarını dengelemeye çalışır. Bu süreç, talep tahminini ve bu tahminle üretim, satın alma ve dağıtımı uyumlaştırmayı kapsamaktadır. Ayrıca faaliyetlerin durduğu beklenmedik durumlarda alternatif planlar geliştirir ve bunları yönetir.

1.15.4.Sipariş İşletme

Tedarik zinciri yönetiminde kilit rol, siparişleri yerine getirme bakımından müşteri ihtiyaçlarını karşılayabilmektir.Sipariş isleme sürecinin etkin bir şekilde işlemesi için imalat, lojistik ve pazarlama fonksiyonlarının planlarını bütünleştirmesi gerekir.Firma müşteriye toplam teslim maliyetini azaltabilmek ve müşteri ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, tedarik zincirindeki önemli üyelerle ortaklıklarını geliştirmelidir.Ancak bu sayede etkin bir sipariş isleme sürecinden bahsetmek doğru olacaktır.

1.15.5.İmalat Akış Yönetimi

Bu süreç, ürün yapmak ve hedef pazara en iyi hizmet edecek şekilde gerekli olan imalat esnekliğini tesis etmekle ilgilenir.imalat Akış Yönetimi Süreci, imalat faaliyetlerini, ürünün elde edilmesi, esnekliğin uygulanması ve yönetilmesi gibi faaliyetleri kapsar.

1.15.6.Tedarikçi İlişkiler Yönetimi

Tedarikçi ilişkileri Yönetimi, firmanın tedarikçileri ile nasıl ilişkiler geliştirebileceği tanımlayan bir süreçtir.Firmanın müşterileri ile ilişkilerini geliştirmeleri gibi tedarikçileri ile olan ilişkilerini de geliştirmeleri gerekmektedir.

Firma en önemli sayılabilecek tedarikçilerden oluşturduğu grup ile yakın bir ilişki içine girmeli, diğerleri ile sıradan ilişki sürdürmelidir.Her bir tedarikçi ile ilişkinin kurallarının tanımlandığı ürün-hizmet anlaşması yapılmalı ve bunun kurallarına uyması sağlanmalıdır.Bu süreç, ürün hizmet anlaşmasının tanımlanmasından ve yürütülmesinden sorumludur.

1.15.7.Ürün Geliştirme ve Ticarileştirme

Bu süreç, firmanın devamlılığını sürdürmesi açısından önemli bir noktaya sahiptir.Yeni ürün geliştirip onu pazara sunmak firma başarısı açısından önemli bir etkendir.Amaç pazara zamanında girmektir.Süreç, pazara yeni ürün sunma süresini kısaltmak için tedarikçileri ve müşterileri de dahil edilmesini kapsamaktadır.Günümüzde ürünlerin yasam eğrilerinin kısa olasından dolayı, firmaların doğru ürünleri geliştirerek, kısa zaman içinde pazara sunmaları gerekmektedir.

1.15.8.İadelerin Yönetimi

İadelerin Yönetimi süreci çoğu yönetici tarafından önemsiz sayılsa da firmaya sürdürülebilir bir rekabet avantajı sağlamaya yardımcı olabilir.Etkin bir iade yönetimi firmaların etkinliklerini arttırma yolunu bulmalarında ve buna göre projelerini gerçekleştirmelerinde yardımcı olabilir.(Rogers ve Lembke,2002;133)

1.16.  Tedarikçi Seçim Kriterleri

Üst düzeyde tedarikçi yeterliliği kalite düzeyinin artmasında ve tedarikçilerin ürün veya hizmet tasarım sürecine erken katılması yoluyla ürünlerin daha az maliyetle ve daha hızlı bir şekilde pazara sunulmasındaetkili olmaktadır.Bundan dolayı, üreticiler için önemli bir konuda kendi tedarikçilerinin performansını rakiplerin tedarikçi performansından üstün tutmaktan geçmektedir.

Tedarikçi seçimine geleneksel yaklaşım tek parça için çok sayıda tedarikçi, tedarikçiyi satın alma fiyatına bağlı olarak seçme, tedarikçiyle kısa dönemli a

Son Eklenen İçerikler